Urla

Hem İzmir körfezine, hemde Ege denizine sahilleri olan ve İzmir'in en uzun sahil şeridine sahip ilçesi Urla'yı gelin birlikte keşfedelim.

Urla

Klazomenai Antik Kenti

Yapılan araştırmalar İskele Mahallesi'ndeki Limantepe Höyüğünün İ.Ö. 6000 yılına kadar uzanan bir yerleşim olduğunu gösteriyor.

Antik liman, tarihin bilinen en eski limanı.

Yunanistan'dan Dor akınları yüzünden kaçan İonlar Ege kıyılarına gelmişler. 

İonia'nın en büyük kentlerinden birisi olan Klazomenai böyle doğmuş.

İon kolonisi olan kentin iskanı İ.Ö. 3000'e kadar uzanıyor.

Klazomenai Yağhanesi

Tarihi İ.Ö. VI yy.ın ilk yarısına kadar uzanan yağhane (zeytinyağı işliği) en önemli buluntularından biriymiş.

Yağhane Lydia ve İon kentlerini art arda ele geçiren Persler döneminde ise terkedilmiş.

Yüzyılın son dönemlerinde yeniden düzenlenerek kullanılmaya başlanmış fakat daha sonra İ.Ö. 500 civarında İonia ayaklanması sırasında tamamen terkedilmiş.

Oldukça iyi bir durumda günümüze ulaşan ve önemli bilgiler sağlayan işlik, iyi durumda günümüze ulaşmasını İ.Ö. IV. yy.da bulunduğu yerin üzerine büyük bir yapı yapılmasına borçluymuş .

İşliğin asıl üretim bölümü kayanın içinin oyularak derinleştirilmesi ile sağlanmış.

İçine bir basamak merdivenle inilen bozuk bir dörtgen şeklinde. 

Farklı derinlik ve şekillerde, dolayısı ile farklı işlevleri olan 15 çukur var.

Bu da birden fazla sistemi olan bir işlik olduğunu gösteriyor.

Urla İskele

Balıkçı barınağının da bulunduğu iskele bölgesi Urla'ya gelen ziyaretçilerin ana uğrak yeri durumunda.

Klazomenai Antik Kentine ve Karantina adasına yakınlığı, iskele bölgesinin turistik merkez olmasında büyük etki sağlıyor.

Limandaki bu heykel ise; Urla limanında bulunan (Beyrut) yatı ile (Kınalıada) vapurunu teslim almak isteyen ingilizlere direnen kaptanlar  teslim etmemek için gemileri ateşe vermişler. Bunu gören Urla iskelesinde görevli Polis Memuru Ali Fehmi Efendi bir sandala atlayarak alevler içinde kalmış bulunan topu yerinden söküp omuzladığı gibi akıl almaz bir güç ve hız ile uzaklaşmaya başlamışi o sırada düşman gemilerinden yağmur halinde atılan gülleler ise Ali Fehmi Efendi'nin bulunduğu sandalın önüne arkasına düşmüşler. Ancak Ali Fehmi Efendi büyük bir azimle bu topları ülkemizin kurtuluş mücadelesinde düşmana karşı kullanılacağı düşüncesiyle iskele limanında karaya çıkarmıştır. Kahraman Türk Polisi Ali Fehmi Efendi Ruhun Şad Olsun...

Karantina Adası

Urla İskele'nin karşısında Klazomenai kentinin kalıntılarının da bir bölümünü  barındıran Karantina adasının yolu  anakaraya bağlı bir şekilde boylu boyunca uzanıyor.

Bugün adayı karaya bağlayan yolun hemen yanında kalıntıları denizin içinde görülen eski yolun İskender tarafından yaptırıldığı söyleniyor.

Ticaret ve yolcu gemileri ve hacılarca taşınabilecek bulaşıcı hastalıklara önlem için 1865'te Osmanlı yönetimi tarafından Fransızlara yaptırılan Klazomen (Urla) Tahaffuzhanesi (Karantina), hastane ve otel binaları, 1950 yılına kadar işlevini sürdürmüş.

Hastanenin taşınmasıyla, tüm Karantina Adası'nın rekreasyon alanı olması için planlar yapılıyormuş, umarız güzel rekreasyon alanı ortaya çıkar.

Nobel Ödüllü Urlalı Şair Yorgo Seferis

Yeni yunan edebiyatının en büyük temsilcilerinden olan şair 1900 yılında Urla'da doğmuş çocukluk ve gençlik yıllarını burada geçirmiş.

Aynı zamanda diplomat olan şair, Türkiye'de de diplomat olarak bulunmuş.

Şiirleri birçok dile çevrilmiş. 

1963 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış.

Urla İskelesi'inde evi ise şimdilerde lobisi kitapları ve resimleri ile süslü bir şekilde butik otel olarak  işletiliyor. 

Çeşmealtı

Urla'ya kıyıyı izleyen yolla 6 km. uzaklıktaki Çeşmealtı'ndan İçmeler mevkiine kadar olan sahilin uzun ve mavi plajı tatilcilerin ilgisini çekmede bir hayli etkiye sahipmiş.

Mustafa Vehbi Koç Deniz Arkeolojisi Merkezi

Ankara Üniversitesi'nin yürüttüğü Liman Tepede sualtı arkeoloji çalışmalarında çıkarılan buluntular sergileniyor.

Deneysel arkeoloji çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilen son çalışma “Kiklad Tekneleri Canlandırma Projesi”ymiş.

Bu proje, Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenmekte.

Teknelerin eski tekniklere göre 1/1 benzerlerini yapıyorlar, biz oldukça keyif almıştık içerde.

Yassıcaada (Alman Adası) Günübirlik Dinlenme Alanları

Foto: İzmir Büyükşehir Belediyesi

Urla Çeşmealtı açıklarında bulunan Yassıcıada İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı tesis ve düzenlemelerle İzmirlilerin gözde tatil yerlerinden biri haline gelmiş.

Yaz aylarında hafta sonları Belediye'nin düzenlediği günü birlik vapur seferleri ile İzmir'den (Karşıyaka ve Konak iskeleleri) ulaşımın sağlandığı Yassıcıada, temiz mavi denizi ve sessiz ortamı ile büyük ilgi görüyomuş.

Urla İskelesi ve Çeşmealtı'dan da ulaşım mümkün.

Adada 1200 kişinin yararlanabildiği bir kafeterya, plaj tesisleri, su oyun parkları bulunmaktadır.

Malgaca Pazarı

Anadolu’nun birçok yerleşim merkezinde olduğu gibi, Urla’nın da ticari hayatın merkezi sayılan arastası ve Malgaca pazarı, ihtiyaçların karşılandığı, kahvelerinde dinlenildiği, sohbet edildiği yerlermiş.

Bölgenin ekonomik gücünü, önemini ve değerini yükselten tarihî çarşı ve pazardaki her dükkân nesilden nesle aktarılan hikâyelerle dolu bir tarih hazinesi.

Sanat Sokağı

Sanat Sokağı, sanatseverleri bir araya getirmek amacıyla kurulmuş bir sokak.

Zafer Caddesi olarak geçen ve eski İzmir-Çeşme yolu olarak bilinen sokak, sanatla uğraşan insanların bir araya gelerek atölyeler açmaları ve etkinlikler düzenlemeleri sonucunda, uzun bir süredir Sanat Sokağı olarak anılmaya başlanmış.

Sokakta keyifle vakit geçirebileceğiniz sanat atölyeleri, kafeler, butikler, kitap evleri, antika ve hediyelik eşya dükkanları var. 

Özbek

Urla yarımadasının İçmeler ve Balıklıova'ya bakan bölümü, Özbek köyü ve iskelesi.

Biraz sapa olması nedeniyle yapılaşmadan az etkilenmiş olduğu için oldukça ilgi görüyor.

Bu sevimli köy, denizden 2 km içeride.

İskelesinde ise; teknelerin ve balıkçıların bağlandığı barınak, birkaç lokanta ve otel var.

İçmeler

Urla'nın içmelerinin suyunun özellikle mide hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor,

Konaklama tesisi yok, günübirlik yararlanılabiliyor.

Denizin içinde Çeşme-Kuşadası arasındaki eski kervan yoluna ait olduğu düşünülen iki köprünün kalıntıları da  çıplak gözle bile görülebiliyor.

Güvendik Tepesi

Çamlarla kaplı orman içi dinlenme yerinde lokantalar, çay bahçeleri gibi tesisler var.

Asıl güzelliği ise; buradan 12 Adaların, Çeşmealtının ve karşıda uzanan Balıklıova-Mordoğan sahilininin panaromik manzarasına sahip olması.

Balık diyarı

Bölge körfezin en iyi balık yapan denizine sahipmiş. 

Buzhane balığı bulunmuyor diye iddia ediliyor. 

Ancak büyük balık düşünürseniz, çiftlik balığı (Denizde ayrılan alanlarda yem ile besledikleri balık) kullanıyorlar, eğer deniz balığı isterseniz de menüdeki fiyatın üstüne 15-20₺ civarı ekliyorlar.

Çok lüks olmayan, basit ama temiz ve iyi balık pişiren çok sayıda lokantası mevcut.

Biz açıkcası yem ile yetiştirilen balıkların yenilmesine karşıyız.

Bölgenin en ünlü balıklarından biri sardalya, tavsiye ederiz.

Bademler Köyü

Urla'nın denizi ve sahil kasabaları kadar olmasa da güneydeki köyleri de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Urla'ya 10 km. uzaklıktaki bu köyün 1970'li yıllardan beri tiyatrosu, küçük ve sevimli bir Çocuk Oyuncakları Müzesi var.

Topaçlar, el yapımı tahta oyuncaklar ve çok sayıda artık kentlerde de köylerde de unutulmuş oyuncaklar çocukların belki ilgisini çekmiyor ama büyükleri çocukluklarına doğru nostaljik bir yolculuğa çıkartıyor.

Pazar günleri de Ege otlarının en tazelerini bulabileceğiniz bir pazarı kuruluyor. 

Samut Baba Hz. (Tekke Dede, Samud Baba) Türbesi

Evliya Çelebi Seyahatname'sinde geçen Samut Baba Hz.

Piri Reis haritasında Gülbahçe Körfezi’nin hemen yakınında Samut Baba Tekkesi adıyla bölgeyi göstermektedir.

Piri Reis’in haritayı 1531 yılında hazırlamış olduğu bilgisine dayanarak türbenin bu tarihlerde var olduğunu ve bölgenin tanımlanması için kaynak isim olarak kullanıldığı söylenmektedir.

Bir Özbek Dedesi olan Samut Baba yöreye halkı islamlaştırmak için gelmiş.

Efsaneye göre Milli Mücadele yıllarında, Yunanlıların işgalinde olan Özbek köyünde, çok büyük bir yılan ortaya çıkıp işgalci Rumların kaçmasına sebep olmuş.

O yılan Türk askerine görünmeyip her zaman Yunanlıların karşısına çıkarmış ve Rumların burayı terk etmesinin sebep olmuş. 

İşte O yılanın Samut Baba olduğu söyleniyor.

Barbaros

Denizli Köyü Camii

Reklamlar

Yorumlar