Eskişehir

Eskişehir, adına bakıpta aldanmayın, yüksekte kalan Odunpazarı semti dışında kent hemen hemen bütünüyle yenidir. Tarihte burada Dorylaerum adlı Frig kenti kurulmuş olmasından dolayı Eskişehir konulmuş. Gelin Eskişehiri birlikte keşfedelim.

Eskişehir

Kurşunlu Camii ve Külliyesi

Osmanlı Devleti vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517 yılında, Mimar Sinan'dan önce mimarbaşı olan Acem Ali'ye yaptırılmış.

Külliye;

  • Cami
  • Şadırvan
  • Zaviye (küçük tekke)
  • Talimhane
  • Harem
  • İmaret
  • Mevlevi şeyhlerine ait türbe
  • 2 Kervansaray

bölümlerinden oluşuyor.

Caminin kubbesi kurşunla kaplı olduğundan Kurşunlu Camii adını almış.

Cami, kare planlı kubbeyle örtülü, beş bölümlü, son cemaat yeri bulunan ve Külliye’de kitabeye sahip tek yapıdır.

Külliye'nin imaret ve aşevi bölümlerinde

Sıcak Cam Üfleme Atölyesi

ve 

Cam Sanatları Merkezi bulunuyor.

Seyir localarında camın üretim öyküsünü izleyebilirsiniz.

Bu kısım Uluslararası Odunpazarı Cam Festivali dahil olmak üzere birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 

Külliyenin mektep bölümü, 2010 yılından bu yana kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Dünyada açılan ilk Lületaşı Müzesi külliyenin Mevlevihane bölümünde bulunmaktadır.

Ayrıca Osmanlı döneminde eğitim görenlerin konaklama amacıyla kullandıkları odalar bugün atölyeye dönüştürülmüş. 

Yeşil Efendi Konağı

Kurşunlu külliyesinin üst tarafında biraz yürüyüşle ulaşabilirsiniz.

1890 yılında Odunpazarı’nın sayılı zenginlerinden ve aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk milletvekillerinden olan Yeşil Efendi lakaplı Halil İbrahim Efendi tarafından yaptırılmış.

Yeşil Efendi Konağı, günümüzde ise Odunpazarı Belediyesi tarafından Atatürk ile bir gün galerisi adında bir müzeye dönüştürülmüş.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk Eskişehir ziyareti sırasında bir gece Yeşil Efendi Konağında kalıyor, bu sebeple ‘Atatürk ile Bir Gün Galerisi’ olarak isimlendirilmiş.

Kurtuluş Savaşı sırasında bu bölgede bulunan materyallerde sergileniyor.

Atlıhan Lületaşı El Sanatları Çarşısı

Atlı Han 1850’li yıllarda Eskişehir’in büyük toprak sahiplerinden Takattin Bey tarafından çevre köy, kasaba ve şehirlerden gelen pazarcıların, seyyahların ve köylülerin hem kendilerinin hem de hayvanlarının konaklamaları için yapılmış.

Her gün meydanda kurulan odun pazarına, odun satmak için gelen köylüler, önce Atlı Han’a uğrar; öküz arabalarını ve hayvanlarını buraya bırakır, pazara giderlermiş.

Akşam olduğunda hana döner geceyi burada geçirirlermiş.

Günümüzde ise Odunpazarı Belediyesi tarafından, Eskişehir’in çok önemli bir değeri olan lüle taşının, bünyesinde yer alan 25 adet atölyesi ile üretim, teşhir ve satışının yapıldığı Atlıhan El Sanatları Çarşısı'na dönüştürülmüş. 

 

Tarihi Odunpazarı Evleri

“...Eşraf ve sipahisi çoktur... Şehir 17 mahalledir. Evleri bağlı, bahçeli ve mamurdur... Şehrin 4 çevresi gül, gülistan, bağ ve bostan dolu olup hububatı çok bir şehirdir...”

Evliya Çelebi, Seyahatname

Odunpazarı, bugün Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde adı geçen sokakların 5’ini aynı ismi ile korumaya devam ediyor.

Geleneksel Anadolu Türk Mimarisi örneklerini sergileyen semt, ahşap süslemeli-bitişik düzenli, cumbalı evleri koruyarak günümüze kadar gelmiş.

Odunpazarı ''Tarihi ve Kentsel Sit'' olarak koruma altında.

Geleneksel Anadolu Türk Mimarisinde çoğunlukla görülen şekilde,

hem yaşam alanı hem de ailenin ekonomik faaliyetine uygun biçimde tasarlanan evlerde alt katta

mutfak, ahır, çamaşırlık ve depo bulunur

yaşam ise üst katlarda sürdürülür.

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e, kazandırdığı ve Dünyanın pek çok ülkesinde bulunan “Madam Tussaud” Müzesi’nin

Türkiye’deki ilk örneği olan “Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi”nde,

Yılmaz Büyükerşen’in Büyükşehir Belediyesi’ne bağışladığı, tarihi kişiler ile yerli ve yabancı ünlü 160 kişinin heykeli yer alıyor.

bizzat Yılmaz Büyükerşen’in yıllar boyunca yaptığı heykellerle açılmış.

Yılmaz Büyükerşen, bu müzede sergilenen balmumu heykellerinden önce,

Anıtkabir’de, Samsun’da , İnebolu’da, İzmir’de, Harp Akademilerinde ve Deniz Harp Okulunda sergilenen balmumu Atatürk heykellerini de yapmış.

Cumhuriyet Tarihi Müzesi

1915-1916 yılları arasında inşa edilen Numune Mekteplerinin Eskişehirdeki ilk örneğidir.

Mimar Kemalettin tarafından Turan Numune Mektebi adıyla inşa edilmiş.

Üç katlı müzenin zemin katında,

Çanakkale Savaşı, Kongreler, İnönü Savaşı, Sakarya Savaşı ve Büyük Taarruz’dan 131 adet fotoğraf sergileniyor.

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'ında Türk donanmasında kullanılmış 7 adet gemi maketi sergileniyor.

Müzenin 1. katında 1925-1980 arası yerel gazeteler ve kütüphane bulunuyor.

Ahşap Eserler Galerisi

Odunpazarı Kuşunlu Külliyesi Kervansarayı içinde yer alan galeride;

2015 yılında Dünya’da üçüncüsü Türkiye’de ise ilki düzenlenen Uluslararası Ahşap Festivali’nde üretilen eserler ile

2016 yılında düzenlenen Uluslararası Ahşap Heykel Festivali’nde üretilen 160 eser yer alıyor.

İlgi duyanların mutlaka görmesi gereken, güzel bir müze olmuş.

Eti Arkeoloji Müzesi

Müzenin inşaatı sponsorluğunu ETİ Şirketler Grubu üstlenmiş.

Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığınca, ETİ Arkeoloji Müzesi, Türkiye’de özel sektör tarafından hayata geçirilen ilk müze olarak nitelendirilmiş.

4000m2 kullanım alanı olan Eti Arkeoloji Müzesi, Eskişehir’deki ören yerlerinden toplanan eserlerden oluşan bir koleksiyona sahip.

  • Dorylaion (Şarhöyük Eskişehir-Tepebaşı)
  • Pessinus (Sivrihisar-Ballıhisar)
  • Han Yeraltı Şehri (Han Yazılıkaya)
  • Keçiçayırı (Seyitgazi-Bardakçı)
  • Çavlum Köyü Eski Hitit Nekropolü (Odunpazarı-Çavlum)
  • Demircihöyük (Çukurhisar-Tepebaşı)
  • Karacahisar (Odunpazarı-Karacaşehir) Küllüoba (Seyitgazi-Yenikent)

gibi arkeolojik alanlarda yapılan bilimsel arkeolojik kazılar, önemli buluntuları ile birlikte kronolojik olarak sergilenmektedir.

Arkeoloji alanna ilgili olanların mutlaka görmesi gereken bir müze olmuş.

Şelale Park

Odunpazarı bölgesinde şehrin en yüksek tepelerinden birinde Odunpazarı Belediyesi tarafından oluşturulmuş bir park alanı.

İçerisinde çocuk oyun alanları, kafeteryası ve 1400m2'lik yapay bir şelalesi bulunuyor.

Bizce şelale yada oyun alanlarından ziyade Eskişehir'i tepeden izleme olanağı sunduğu için görülmesi gereken yerlerden. 

Kent Park

Kim demiş deniz olmayan yerde plaj olmaz diye?

300 bin m2 alana sahip kent park' da Türkiye’de bir ilk olan yapay plaj blunuyor.

Eskişehir, Kent Park projesi ile Türkiye’nin denizi olmayan bir kentinde plaja sahip olma ayrıcalığını kazanmış.

Kent Park’ın Porsuk Çayı’na bakan kısmında oluşturulan özel alanda Türkiye’nin ilk yapay plajı inşa edilmiş.

Gerçek deniz kumu ile donatılan plaj, özellikle yaz aylarında denize gidemeyen Eskişehir halkının deniz keyfini yaşamalarına olanak sağlıyor, tabi yaz aylarında yer bulabilmek için erkenden plaj önünde bulunmak gerek sanırız ;)

Kent Park içinde açık ve kapalı yüzme havuzları, göletler, restoranlar, at binme alanları bulunuyor.

özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında muhteşem manzaralara ev sahipliği yapan park içerisinde çok güzel anlar yaşayabilirsiniz.

Demiryolu Müzesi

TCDD 1. Bölge Müdürlüğü ile TÜLOMSAŞ Genel Müdürlüğü tarafından temin edilen malzemelerle kurulan müze 1998’de ziyarete açılmış.

Eskişehir Garı yanındaki iki dönümlük arazi üzerindeki 106 yıllık tarihî binada kurulan müze, sizleri bir tarih yolculuğuna çıkarıyor.  

Müze bahçesinde motorlu ve elle çalışan drezinler, hemzemin geçit ve bariyerler, buharlı vidanjör, su tankeri, raylar ve lokomotifler bulunuyor.

Tarihî bina içerisinde ise 5 metre uzunluğunda 3.5 metre genişliğindeki bir demiryolu istasyonu maketi ve çevresi 

Buharlı, dizel ve elektrikli lokomotifler, vagonlar, eski telgraf, teleks ve manyetolu telefonlar, kömür ocakları, lambalar, levhalar var.

Aralarında Abdülhamit Han’ın Anadolu-Bağdat demiryolunun yapılması ile ilgili fermanının da bulunduğu çok sayıda belge ve eski demiryolu istasyonları ve trenlerinin fotoğrafları yer alıyor.

Tülomsaş Müzesi (Devrim Arabası)

TÜRKİYE'NİN İLK OTOMOBİLİ, DEVRİM

16 Haziran 1961’de Devlet Demiryolları Fabrikaları ve Cer Dairelerinin yönetici ve mühendislerinden 20 kadarı Ankara’ da bir toplantıya çağrılır.

Toplantıda Ulaştırma Bakanlığından alınan yazı okunur. Yazıda “Ordunun cadde binek ihtiyacını karşılayacak bir otomobil tipinin geliştirilmesi” görevinin TCDD işletmesine verildiği ve bu amaçla 1.400.000 TL ödenek ayrıldığı yazılıdır. 

Tanınan süre 29 Ekim 1961’e kadardır, yani 4,5 aydır. Bu süre içinde mevcut imkânlarla otomobil imali bir mucizedir.

Ülkede ise üniversiteden basınına, bir avuç sanayicisinden politikacısına herkes Türkiye’de ne otomobil ne de motor yapılabileceğine inanır. 

Fakat bu inanılmaz şey gerçekleşir ve 29 Ekim 1961 sabahı Türkiye’ de yapılan ilk otomobil, kaportası pürüzsüz olmasa da, kendi tekerlekleri üzerinde ve yine Türkiye’ de yapılan kendi motorunun gücüyle Büyük Millet Meclisi binasının önüne götürülerek Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e sunulur. Devrim, Cumhurbaşkanı’nı Anıtkabir’e götürür, sonra da Hipodrom’daki geçit resmine katılır. 

1961 yılında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatlarıyla 4,5 ayda üretilen Devrim, 1250 kg ağırlığında ve saatte maksimum 140 km hız göstergesine sahiptir. Egzoz borusu yanda olan, uzun ve kısa farları ayak ile çalışan, kontak anahtarı elle çalıştırılabilen Devrim, bu özellikleriyle ilgi çeker.

TÜRKİYE'NİN İLK BUHARLI LOKOMOTİFİ, KARAKURT

4 Nisan 1957’de Eskişehir’de (Çukurhisar) Çimento Fabrikası açılış töreninde bulunan Başbakan Adnan Menderes, 5 Nisan’da Devlet Demiryolları Cer Atölyesi’ne gelir.

Fabrikaların bütün müştemilatını, özellikle Çırak Okulunu gezer; incelemelerde bulunur.

Sanatkârlarla, İşçi Sendikaları ve Federasyon Heyetleri ile de hasbihâl eder.

Daha sonra, halka treni ve demiryolunu sevdirmek amacıyla o yıl Ankara Gençlik Parkı’nda işletilecek olan “Mehmetçik” ve “Efe” adlı minyatür trenlerin hazırlanmış bulunan lokomotiflerinden birine binerek gezer ve çok beğenerek “Bu lokomotifin büyüğünü sizden istesem yapabilir misiniz?” der. 

1958 yılında Eskişehir Cer Atölyesi, Eskişehir Demiryolu Fabrikası adıyla yeni ve büyük hedefler için organize edilir.

Bu hedef ilk yerli lokomotifi imal etmektir.

1961 yılında, Türk işçi ve mühendislerinin şeref anıtı fabrikada istim tutar.

Bu, 1915 beygir gücünde, 97 ton ağırlığında, 70 km/h hız yapabilen ilk Türk buharlı lokomotifi Karakurt ‘tur.

Bilim Sanat ve Kültür Parkı (Sazova Parkı)

Park, yaklaşık 400 bin metrekarelik alanı ile Eskişehir’in en büyük parkı olarak geçiyor.

Parkın içerisinde neler yokki;

  • Parkın çevresini dolaşan ücretsiz gezi treni
  • Çeşitli su sporları da yapılabilen büyük bir gölet
  • 1200 kişilik açık hava konser alanı
  • Restoranlar
  • Amfi tiyatro
  • 1/1 ölçülerde müze gemi(Santa Maria kalyonu)
  • Engelli çocuklar için oyun alanı
  • Türkiye’nin en büyük uzay evinin de yer aldığı Bilim Deney Merkezi
  • Masal Şatosu
  • Hayvanat Bahçesi
  • Eti Sualtı Dünyası
  • Türk Dünyası Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi
  • Japon Bahçesi
  • Esminiatürk

Porsuk Çayı Gondol Turu

Şehir içinde gondol ile gezi keyfi yaşamak için taa Venedik'lere gitmenize gerek yok, Eskişehir porsuk çayında belediyenin hizmeti olarak sunulan gondollarla gezi yapabilirsiniz.

Şehr-i Aşk Adası

Eskişehirin sevgi ve aşk şehri olduğunu simgelemek için Porsuk çayı üzerinde oluşturulmuş bir “ada” Şehr-i Aşk adası.

ada'ya konulan kütüklere plakalara sevdiğiniz kişinin ismini çakabilir ve sevginizi ölümsüzleştirebilirsiniz.

Anadolu Üniversitesi Havacılık Parkı

Anadolu Üniversitesi Yunusemre Yerleşkesi’nin karşısında yer alan Havacılık Müzesi 1998 yılında açık teşhir olarak ziyarete açılmış. 

Müzede, çeşitli tip ve modellerde sivil ve savaş uçaklarını görebilirsiniz.

Kapalı bir mekânda ise pilot giysileri, rozetler, maket uçaklar ve uçak motorları sergileniyor.

Eskişehir Merkez ve Porsuk Çevresi

Porsuk çevresini yürüyerek gezerseniz harika manzaralarla ve değişik heykellerle karşılaşacaksınız. 

Porsuk çevresindeki köprülerden biri

Eskişehir çarşıda üstünde yürünebilen bir süs havuzu

Porsuk üzerindeki köprülerde birbirinden ilginç heykellerle karşılaşabilirsiniz.

Eskişehir çarşı

Odunpazarı düşen yapraklardan bir sonbahar hatırası

Porsuk çevresi

Nilden sevgiler ;)

Avusturya'nın başkenti Viyana'nın 50 kilometre doğusunda bulunan, yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı Bratislava kentinde bulunan rögar kapağından çıkan, sadece kolları ve kafası görülen 'Cumil' isimli kanalizasyon işçisinin heykelinin benzeri Eskişehir'in merkez Odunpazarı ilçesine 3 yıl önce yaptırılmış, Nil’in ilk tepkisi ” omuzlarına çıkıcam “ oldu ve çıktı ☺️😉

 

Ahu Mahmut Dede Türbesi

 

Şeyh Ahu Mahmud Dedenin, Şeyh Edebali zamanında yaşamış alperen büyüklerden biri olduğunu belirterek "Peygamber Efendimizin hem Hasan hem de Hüseyin soyundan gelen evladı olduğu için şerif ve seyyiddir. Şehiden ruhunu teslim etmiştir. Şeyhin himmeti çok vatandaşımız tarafından açık seçik görülmüştür. Dedemiz celal sahibi evliyadır. Çok serttir. Bazı durumlarda çok açık seçik kerametleri görülebilir.

Eskişehir Türbeleri Bakım Onarım ve Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Başerdem

Şeyh Ahu Mahmud Dede için başka bir kaynak bulamadık, eğer bilen varsa yorumlara yazabilirse buraya ekleyebiliriz.

Şeyh Nusrettin Türbesi

Şeyh Nusrettin için bir kaynak bulamadık, eğer bilen varsa yorumlara yazabilirse buraya ekleyebiliriz.

Şeyh Şahabettin Sühreverdi Türbesi (Salı Tekkesi)

Eskiden zaviyede her salı günü düzenli toplanıldığından halk arasında “Salı Tekkesi” olarak adlandırılmış.

Zaviyede,

Anadolu Selçuklu Sultanları I. İzzeddin Keykavus ve I. Alaeddin Keykubat’ı Fütüvvet Teşkilatı’na davet etmek üzere Abbasi Halifesi’nin elçisi olarak Anadolu’ya gelen

Şeyh Şehabettin Sühreverdi yatmaktadır.

Anadolu Selçuklu Sultanlarının da dahil olduğu Fütüvvet Teşkilatı, Anadolu’da Ahi Teşkilatı’nın temelini oluşturur.

Zira Ahilik teşkilatının oluştuğu ilk illerden biri Eskişehir’dir.  

Ünlü Mutasavvıf Sühreverdi’nin adına Odunpazarı’nda bir zaviye kurulur ve Fütüvvet Eskişehir’de teşkilatlandırılır.

Özellikle Moğol istilası sırasındaki otorite boşluğunda fütüvvetin şehri koruyucu ve insanları birleştirici rolü öne çıkar.

Bu misyonu ile zaviye, uzun yıllar ayakta kalır.

Şeyh Edebali Türbesi

Şeyh Edebali: (1206 - 1326) 

Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı-din bilgini, Ahişeyhi, Osman Gazi'nin kayınpederi ve hocası, Orhan Gazi'nin dedesi bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak Osmanlı Devleti'nin fikir babasıdır.

Ciddi kaynaklara göre, aslen Karamanlı’dır.

İlk tahsilini memleketinde yapan Edebali, tahsilini Şam’da tamamlamıştır. 

Tefsir, hadis ve özellikle İslam hukukunda uzmanlaşmıştır. 

Mevlana gibi, zamanının büyüklerinin sohbetinde bulunmuştur. 

Tasavvuf yoluna girdiği, Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerinden olduğu belirtilmektedir.

Doğum tarihi kesin olmamakla beraber, 1206 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir.

Alim, faal, varlıklı, çevresi için örnek teşkil eden bir kişi olan Şeyh Edebali, Eskişehir yakınlarında İtburnudenilen köyde yaşar, yaptırmış olduğu zaviyede öğrenci yetiştirir ve halkı aydınlatırdı. 

Bilecik’te bir dergah yaptırmış, Osman Gazi'yi de birçok defa burada misafir etmiştir.

Rivayete göre, Osman Gazi’nin dergahta bulunduğu bir gece, rüyasında Şeyh Edebali'nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının alemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştü. Sabah olup rüyayı anlatınca, Şeyh Edebali rüyayı şöyle tabir etmiştir:

"Sen, Ertuğrul Gazi oğlu Osman, babandan sonra bey olacaksın. Kızım Malhun Hatun la evleneceksin.

Benden çıkıp sana gelen nur budur.

Sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek, ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, Allah nice insanın İslam'a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir."

Gerçekten de öyle olur, altı asırdan fazla devam edecek olan bir imparatorluğun temelleri Osman Gazi ile atılır ve bunun ilk müjdecisi Şeyh Edebali olur.

1326'da 125 yaşlarında Bilecik’te vefat etmiş, dergâhının yanında gömülmüştür.

Eskişehir’de de adına bir türbe yapılmıştır.

Vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonra da damadı Osman Gazivefat etmiştir.

Seyyid Şeyh Osman Afif Sivrihisari

Türk Dünyasından Dağıstan’ın Şirvan şehrinin büyük alimlerinden Seyyid Şeyh İsmail Şirvani ile Şirvan Ağdaşlı Seyyid Şeyh Hacı Ahmed Gıyasi’nin yetiştirdiği şahsiyetlerden olan 

Alim , Mutasavvuf ve Hattat 

Sivrihisarlı Seyyid Şeyh Osman Afif Efendi (1818-1881) yılları arasında yaşamış Eskişehir’in önemli Kültürel değerlerinden birisidir.

Osman Afif Efendi 22 yaşında başladığı Müderrislik (Profesörlük) görevine önce Dersaadet’de (İstanbul) uzun bir süre devam etmiş ve birçok talebe yetiştirmiştir.

Bu talebelerden en meşhurları Dünyaca bilinen Türk Mantık Bilgini ve ilk Türk Mantık Eseri olan “Hülasat’ül-mantık fi şerhi tehzib il-mantık” ‘ın yazarı Denizli’li Osman Abdülmennan Efendi ve Astronomi Bilgini ve Hattat İbrahim bin Ahmed Bursevi ‘dir.

Osman Afif Efendi ‘nin Kabri , Mahmudiye İlçesine bağlı Doğanca (Cönger) Mahallesinde bulunan ve kendi ismi ile anılan Türbe Binası içerisindedir. 

Osman Afif Efendinin Eserleri ; 
-Nesh Hat yazısı ile yazdığı Kur’an-ı Kerim – İstanbul’da Müze’de 
-Nesh Hat yazısı ile yazdığı Delail’ul-Hayrat – Padişah Sultan Abdulaziz Han’a takdimen 
-Nesh Hat yazısı ile yazdığı Delail’ul-Hayrat – İstanbul Kubbealtı Sanat Galerisi Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu 
-Mevhub-u Mahbub Şerhi – Sivrihisar Nüshası 
-Zulmedenleri Ağır Surette tenkit ettiği Siyaset Eseri Diyarbakır Kütüphanesi 
-Şiirler , Veciz Sözler 
-İlm-i Kelam Kitabı olan İradet’ul Cüz’iyye – Hacı Selim Ağa Kütüphanesi 

ŞEYH OSMAN AFİF EFENDİ'NİN KABRİ


Eskişehir İli, Mahmudiye İlçesi, Doğanca Mahallesi.

Kaynaklar

Reklamlar

Yorumlar