Kendi karavanımızı yaptık, tüm hayatımızı karavana taşıdık.

Tam bir yıl oldu İstanbul'a veda edip, kendi yaptığımız karavanımıza yani evimize geçeli, biz kendimize aslında yürüyen bir ev yaptık, içinede olması gereken her şeyi ekledik; banyosu kompost tuvaleti, mutfağı, çamaşır makinesi yani bir evde olması gereken her şey var bu küçük evimizde...

İçi miss gibi çam kokan, kapısı her açıldığında başka manzaraya bakan, istediğin her an heryerde olabileceğin, manzaranı keyfine göre değiştirebileceğin bir ev, biz evimizi her yere taşıyalım istedik bazen  miss gibi deniz kokusuna, bazen de doğanın eşsiz dokusuna.

Önce ülkemizi karış karış gezelim her şehrine gidelim gittiğimiz şehirleri zaman sınırı olmadan gezelim görelim öğrenelim, tarihine doğasına, gittiğimiz her şehirde yaptığımız  ''yaşamınritmibuluşmagünleri''  ile de insanına dokunalım, yeni dostluklar kazanalım istedik,  sonra da sıra Dünya'ya açılmakta...

Karavana taşınalı tam bir sene oldu, hem çalışıyor hem geziyor hemde küçük bir alanda büyük bir yaşam yaşıyoruz.

''Hem gezip hem nasıl çalışıyorlar'' a gelince;  Yazılım işiyle meşgulüz, proje bazlı çalışıyoruz, her şeyi azalttığımız minimal yaşamımızda işlerimizi de azaltıp idare etmesini öğreniyoruz,  home ofis mantığını karavan ofis mantığına çevirip, az olsun öz olsun diyip küçük bir alanda büyük bir yaşamı önce seçtik ve artık benimsedik.

Birde 2,5 yaşında bir kızımız var, 1,5 yaşından beri o da bizimle yollarda, her an doğanın içinde, her mevsim başka bir şehirde...o  her doğum gününde farklı şehirlerin farklı güzellikteki yerlerinde. 


Üç kişilik bir ailenin küçücük bir de kahramanı ile farkındalıklarımızı yüksek tutarak, olabildiğince duyarlı olmaya çalışarak, olabildiğince abartısız olabildiğince sade olarak özümüzü koruduğumuz bir hayatın peşindeyiz...

Diğer merak ettikleriniz olursa da web sitemizde ki merak edilenler bölümünden ulaşabilirsiniz.