Nil'in Beze Vedası

2015 yılında Nil'e hamile kaldığımızı öğrendiğimiz ilk andan itibaren daha çok sarıldık kitabın anlattıklarına.
Herkesin bildiği üzere bir bebek ilk ultrason fotoğrafı ile merhaba der anne-babaya, işte o an'lar başlar anne-babanın bebek için telaşesi, en iyisini yapma isteği düşüncesi, endişesi.

Biz sürece girdiğimiz andan itibaren ilk 3-4 ay bekledik düşük olabilir bebeğimiz bize veda edebilir düşüncesiyle, 4. aydan sonra bu endişemiz biraz daha hafifledi, biraz daha rahat bir kafa ile sürece de alışmanın verdiği rahatlık ile hamileliğin geri kalan süresince hummalı bir araştırmaya girdik; bir bebek nasıl büyütülür, bir bebeğin asıl neye ihtiyacı vardır, bebekler için üretilen ve faydalı olduğu söylenen tüm o ürünlerin gerçekten faydası var mı? yoksa fayda denen şeyin arkası büyük bir tezgah mı?

Hamileliği sakin ve huzurlu bir şekilde ilerletip son aylara doğru geldik artık, o kadar rahattık ki ne Nil'e tonlarca kıyafet aldık ne de internette birbirinin benzeri şekilde dolaşan bebek ve anne için yapılan uzunca ihtiyaç listelerine baktık, çünkü okuduklarımız çerçevesinde o ürünlerin çoğu ne Nil için nede anne için gerekli değildi hatta çoğu da faydalı da değildi.

Biz hazır bez pazarına girmeden, biberon, emzik, pudra, pişik kremi, bebek yağı, şampuan, duş jeli, ıslak mendil, diş kaşıyıcı gibi bir bebek için tamamen gereksiz ve de zararlı olan ıvır zıvırları hayatımıza sokmadan merhaba dedik Nil’e…


Nil 28 temmuz 2016 'da doğdu, havaların sıcak ve nemli olduğu zamanlardı, doğumu istanbul 'da oldu, bez tercihimizi araştırmalarımız neticesinde hazır bezden yana değilde organik pamuklu yıka-kullan bezden yana yaptık, Nilîn doğduğu dönem çok yaygın olmadığı için 1-2 marka ile sınırlıydı şimdi ise başka markaların da olduğunu görüyoruz. Bu bezler pamuklu oldukları kimyasal ve sentetiği barındırmadıkları için pişik korkumuz yoktu, çok sıcaklarda kapalı kaldığı için ara ara altını, her banyodan sonra da tüm vücudunu hakiki zeytin yağı ile nemlendirirdik, miss gibi zeytinyağı kokardı heryer :)

 

Hiçbir konuda Islak mendil hiç ama hiç tercihimiz olmadı, biz Nil’den önce zaten hayatımızdan çıkarmıştık o ne olduğu belirsiz mendilleri, ıslak mendil yerine kare kare kesilmiş sırf alt temizleme pamuğu diye satılan pamuklar kullandık ve de saf su.
Bazende su ve sirkeli pamuk ile sildik cildini, çok çok sıcaklarda ise nişasta serptik pudra yerine, Nil pişik hiç olmadı ama terleyen bir bebek olduğu için isilik oluyordu çok fazla sıcaklarda ve nişasta da iyi geliyordu isiliklere.

Bez, temizleme ve önlem rutinlerimiz özetle bu şekildeydi .


Bir yandanda Ti’(tuvalet iletişimi) yi uyguluyorduk Nil’e, Nil 3 haftalıkken başladık biz bu sürece, ilk bebeğimiz olması sebebiyle daha önce deneyimleyemediğimiz bu süreç için bir çok eleştiri, bir çok olumsuz yorum aldık, bilen bilmeyen herkes bir şeyler söyledi.

Eşlerin uyumu burda da devreye girdi birlikte haraket ettik ve kimsenin söylediğine önem vermedik, çoğu zaman kimseye söylemedik bile ve hiçbir zaman  ‘’aman bugün de kalsın’’ demedik.
Nil, şanslıyız ki emen bir bebekti, geceli gündüzlü yoğun bir şekilde aldı anne sütünü ve iki seneyi aşan bir süre de bırakmadan emdi.

dikkat

Her emzirme çiş yapma ve dışkılama refleksi uyandırır.

Her emzirmeden sonra bebeği tuvalete götürüp "şşş" veya "sss" diye seslenmek gerekir.

Bebek ne kadar küçükse, o kadar çabuk alışır


Gerçek Tıp - Aidin SALİH

 

 

3 haftalıkken den itibaren emme sonrası işimiz buydu artık ;) hem her emme sonrasında hemde her sabah uyandığında minik bir lazımlığa Nil'i kucakta tutar gibi tutuyorduk, hiç aksatmadık hiç boş vermedik, yabancı bir yerdeysek kapımızı kilitledik yine devam ettik.


Aslında önemli olan husus özetle şu şekilde;

dikkat

Bebekler normalde idrarın sıcaklığını ve beraberinde gelen rahatlığı severler.

Ancak sonra oluşan ıslaklık ve soğukluk hissi onları rahatsız eder.

Hazır bez kullanan bebekler bu ıslaklık ve soğukluğu duymayacakları için idrarı tutma ihtiyacı duymazlar.

Zamanla çiş yapmaktan zevk alma alışkanlığı doğar.

Hazır bez, sıvıyı dışarı sızdırmayan kuvvetli kimyasallar içerir.

Bu kimyasallar 24 saat boyunca bebeğin teni, cinsel organı ve makatıyla temas halindedir.

Makat etrafında yer alan yaklaşık 100'e yakın akapunktur noktası beyin, üreme organları ve idrar yollarına bağlıdır.

Bu noktaların hazır bez ve dışkıyla devamlı teması çocuğun beynini, ahlaki gelişimini ve zekasını olumsuz etkler.

Ayrıca erkek çocukların üreme organlarında ısının yükselmesiyle varis oluşabilir, bu sebeple dölleme yeteneği kayba uğrayabilir.

Annenin yapması gereken ise her dışkılamadan sonra bebeğin makadını yıkayıp kurulamak, zeytinyağı ile yağlamak ve deterjansız yıkanmış pamuklu bez kullanmaktır.


Gerçek Tıp Aidin SALİH

 

dikkat
Tİ (Tuvalet İletişimi) doğumdan itibaren uygulanabilen bir tuvalet yöntemidir!

Çok önemlidir ki; Tuvalet EĞİTİMİ ile asla KARIŞTIRILMAMALIDIR

çünkü karıştırıldığında duyulacak cümleler özetle; o kadar küçük bir bebeğe nasıl öğretilir??? aman Allahım!!!

Bu şekildedir ve hatta bazen bebeğe işkence yapıldığını da iddia edilir.

Yazık denir, yada yapanlar kötü ebeveyn olarak parmakla bile gösterilebilir,

Halbuki olay aslında şundan ibaret;

Bebeklerin aslında kendilerini kirletmeme içgüdüleri ile doğmaları.
Anneler gözlemiştir mutlaka, bebeklerin bezleri açıldığında genellikle hemen tuvaletlerini yaparlar, çünkü aslında beze yapmak istemezler o iç güdüyle doğarlar, yada tuvaletleri geldiğinde meme ile kavga ederler, kıvranırlar, bazen ağlarlar.
Bunların hepsi birer tuvaletim var işaretidir aslında.

Bu işaretler görmezden geline geline kısa sürede bebek bu iç güdüden yoksun hale getirilir. O sonsuz emici bezler altlarına bağlanarak önce zorla beze yapmayı öğretilir, mantık ise sızdırmıyor emici rahat ediyorlar!!! Ardından da iki yıl geçince başlanıyor panikle hooop hadi bakalım artık bez yok tuvalet diye bir şey var doğru oraya demeye.

Hem ebeveynler hemde bebek için öğrenme sürecinde bir sürü zahmet, belkide eziyet.

Ti ile aslında eleştirildiğinin aksine en başından beri tuvalete tutarak bu farkındalıklarının aktif kalmasını sağlıyoruz hepsi bu.

Ti de yöntem özetle şöyle;

adı üstünde tuvalet "iletişimi" aynen bebeğin karnı acıktığında emzirdiğimiz, uykusu geldiğinde uyuttuğumuz gibi tuvaleti geldiğinde de bu ihtiyacını gidermek tüm mesele.
Bir şeye zorlamak yok, bir şey öğretmeye çalışmak yok.

Ortada bir eğitimden bahsedilecekse mutlaka, bebeğin değil annenin kendi kendisini eğitmesidir aslında o da bebeğin işaretlerini anlayabilmek adına.

Şöyle ki;
bebeğinizi gözlem altında tutarak ve tercihen az da olsa bezsiz zaman geçirterek tuvalet zamanlarını ve işaretlerini öğrenmek.

Bundan sonra da tuvaleti olduğunu anladığınızda minik bir lazımlığa tutarak kendi kendini kirletmeden ihtiyacını karşılamasına izin vermek, yardımcı olmak.

Nil deki gözlemlerden yola çıkarsak bize bu süreçte yüzündeki gülümseme ile sanki doğruyu yaptığımızı anlatıyordu her defasında.

Yenidoğan bebekten itibaren bebeğin vücuduna zarar vermeden tutma yöntemleri var, merak eden anneler internetten detaylı bilgiye ulaşabilir.

 

Annelerimizin, anneannelerimizin kısmen de olsa uyguladıkları bir yöntem bu aslında onlardan şu sözleri herkes duymuştur; sen 1 yaşındayken tuvaletini söylüyordun, bez bağlamıyorduk.

O zamanki bebekler çok yetenekli olduğu için değil elbette, yöntem aşağı yukarı bu olduğu için çabuk kurtuluyorlardır bezden.
Şimdiki gibi paket /hazır bezler olmadığından büyüklerimiz bezden çok daha çabuk kurtulmaya çalışıyorlardı ve doğru olanda buydu aslında.

Hazır bezlerin çok daha konforlu üretilmesi şimdiki bebeklerin beze veda yaşını oldukça büyüttü maalesef, Hepsi birbirine bağlı girift bir sistem oldukça sağlıksız büyük bir pazar bu aslında.

Hazır bez yerine yeni nesil yıkanabilir bez kullanan anneler bu yönteme yani Tİ(tuvalet iletişimi) ‘ye genel olarak daha sıcak bakıyorlar daha çok aşinalar.
Ekonomik açıdan yetersiz olan 3.dünya ülkelerinde de bebeklerin çok erken yaşlarda bezi bıraktıkları yazıyor kaynakların çoğunda, çünkü hazır bez kullanmıyorlar.


Bezden erken kurtulmak bu yöntemin aslında amacı değil ama bonusu diyebiliriz, çünkü süreç ilerledikçe bebekte beze yapmamaya alıştıkça bezden kurtulması da o kadar kolay zahmetsiz ve inatsız oluyor.

Asıl amacımız onlara bu ihtiyaçlarını gidermeleri için yardımcı olmak ve kendilerini kirletmek zorunda bırakmamak.

Bu teknikle hiçbir zorlama olmadığı için, ve de öğretme sürecine sokulmadığı için bebekler hiçbir fiziksel ya da psikolojik zarara da uğramıyor.

 

Ti sürecine bağlı olarak Nil 11 aylıkken birden bire kakasını  ifade etmeye/kendince söylemeye başladı, şaşırmamız gerekirdi ama hiç şaşırmadık çünkü sürece bizde alışıktık, hazır bez rahatlığı yoktu çünkü hiç hayatımızda, hep kaka-çiş gündemimizdeydi büyüme sürecinde, sonucunda da çoğu kimselerin sorun yaşadığı çişe göre daha önemli ve zor olan kaka sürecini biz direk geçişle zahmetsiz hallettik.

Her memeden sonra, uyanınca, gece yatmadan önce "hadi kakoş" "hadi çiş" lerimizi duya duya büyüdü Nil ;)
Nil doğduğundan beri Tİ (tuvalet iletişimi) 'ye tabi ve ayrıyetten kimyasalın hiçbiri ile, koku, deterjan, şampuan, duş jeli, pişik kremi, pudra, hazır mama, süt(anne sütü hariç tüm sütler), emzik, biberon, diş macunu/fırçası, ıslak mendil, ateş düşürücü ve de antibiyotikle vb ile hiç tanışmadı.

Nil sonuç itibariyle 11 aylıkken birden kakasını söylemeye/anlatmaya/ifade etmeye başladı ve öyle de devam etti hiç aksamadan hemde, nedeni de bizce kirli olma kirli kalma durumunu hiç öğrenmemiş olmasıydı, altına kaka yapmamaya alışa alışa süreci kendince uygun bir anda bitirdi, yıka kullan bez kullandığımız için kaka olayı bizim için sanki bir tık daha önemliydi, erken zamanlarda kakasını söyleyen bir bebeğe sahip olmak ise çok özel ve çok keyifliydi:) çiş konusunda ise bizi biraz hüsrana uğrattı o konuda biraz üşengeçti, söylemesi gerektiğini bildiği halde söylemedi üşendi, buna rağmen biz hiç zorlamadık hazır olmasını bekledik, gerek konuşarak gerek kaka haricinde gün içersinde sürekli çişe tutarak Tİ (tuvalet iletişimi ) sürecine devam ettik, çişini tam söylemesede çiş için tutuşlarımızın çoğunda bezini kuru buluyor çişini yakalıyorduk, son olarakta 20-21 aylıkken de çişini söyler hale geldi, gece bir kere tuvalete kaldırmamız, yatarkende mutlaka çişe tutmamız gece sürecini de kolaylıkla halletmemizi sağladı.

Bir geçiş süreci yaşamadan bir eğitime tabi tutmadan tuvalet süreci kendi doğallığında sona erdirdik.

Deneme fırsatı olan anne ve babalara kolaylıklar diliyoruz, olmayanlara ise sonsuz saygılarımızı iletiyoruz :)

Sevgilerimizle …

Kaynaklar

  • Gerçek Tıp - Aidin SALİH